5 Aralık 2015 Cumartesi

Gittim, Gördüm - Prag


Beni bu leylekler yoldan çıkartıyor... :)

2014 yılında finans şirketimizin bir yarışması varmış, en çok kredi girişi yapan danışmanlar için ödül olarak seyahat organizasyonu olacakmış. -mış diyorum çünkü yarışmanın olduğundan bi haberim.. Eee tabii kazanmış olduğumun da.

Müdürüm "Hadi iyisin yarışmayı sen kazandın bir kaç şehir söyle birlikte gideceğimiz" dedi. Ben sıraladım.. "Monaco, Nice, Bordeaux, Portekiz..." görmediğim ama görmek istediğim şehirler. Gideceğimiz şehir Prag oldu. Orayı da görmedim iyi oldu diyorum.

Bizim bölgeden Tansu, Deniz ve Olcay ile gidiyoruz.. Sabah'ın 04:30'unda havalimanına gitmek için uyandım. Tansu önce beni sonra Olcay'ı aldı tam saatinde havalimanındayız.. Bu sefer uçağı kaçırma riskim yok!

Gidiş günümüz 12 Kasım. Müdürümün doğum gününe denk gelmesi süper oldu. 2gün thy ile uğraştım ama doğum günü pastasını ayarladım. 38.000feette doğum günü kutlamayı da biliriz...

Havalimanı ve şehir merkezi yaklaşık 20km kadar. Hiç uğraşmayın taksiye binin 50-60tl gibi bir rakam ödüyorsunuz.

Biz 25kişilik grup olduğumuz için otobüsümüz vardı.

Rehberimiz ile tanıştık. Bizi şehir turunda bir tepeden başlatarak şehir merkezine yürüttü. Güneş kaybolduğunda Prag soğuk bir şehirmiş bunu net olarak anladım.

Prag kuzeye yakın olduğu için soğuk bir şehir. Kalın mont şart. İlk 2gün hava güneşli 17-18 derece olunca sevindim rahat rahat dolaştık ama son gün 8derece oldu. DONDUM..!

Prag'ta ulaşım kolay, taksi, Tramvay ve metro her yere ulaşımı kolaylaştırıyor. Savaş'tan etkilenmediği için tarihi binalar hiç zarar görmemiş. Tüm ihtişamı ile göz kamaştırıyorlar. Hem gündüz hem de gece görmenizi şiddetle tavsiye ederim.

"€ bazı yerlerde kabul ediliyor ama mutlaka bir kısım paranızı Kron yaptırın."


Prag'ta

Görün,


  • St. Vitus Katedrali 
  • Astronomik Saat
  • Prag Kalesi
  • Karl (Charles) Köprüsü
  • Old Town
  • Tarihi Kule
  • Dans eden ev
  • Franz Kafka'nın evi (Bahçede işeyen adamlar var demedi demeyin)
  • Wenceslas Meydanı
  • Karlovy Vary
  • Granat Taşından yapılmış mücevherler (Karlovy Vary'de)
  • Havelske Trziste (hediyelik eşya pazarı)
  • John Lennon Duvarı


Yiyin/İçin,


  • Her türlü et (pek et sevmeyen ben bile yedim)
  • Patates (her türlüsü bol bol var haşlama, kızartma)
  • Trdelnik
  • Karlovy Vary'de kağıt helva - çok çeşit var biz fındıklı olanı seçtik (bizim kağıt helva ile alakası yok  beklentiniz yüksek olmasın)
  • Bira, Şarap

Bizim programımız belli olduğu için restaurant seçme şansımız olmadı, öğle yemeği için Mlynec Restauranttaydık. Karl Köprüsünü gören balkonu çok şahane.. Yemekleri de oldukça lezzetliydi. Tatlı enfesti..

Akşam da bir Brezilya restaurantına gittik. Ambiente Restaurante Brasileiro...! Et sevenler için şiddetle tavsiye ederim. Size bir kart veriliyor bir yüzü kırmızı bir yüzü yeşil. Masada yeşil renk açıksa sürekli et servis ediliyor, kırmızı renk açıksa servis verilmiyor. Ben açık büfeden salata, zeytin, suşi aldım. Sonra etlerin tadına baktım. Bizim ekip benim etleri de yedi :)

2.Gün Karlovy Var'ye gittik öğle yemeğini, Grandhotel Puup'ta yedik. Yine et vardı ben yemedim :) biraz salata yiyip, Tiramisuya direkt geçiş yaptım.

2.gün akşam Krcma U Pavouka'dayiz. Görsel showları ambians çok çok iyiydi.. Orta çağ zamanlarından konsepti hakim. Yemek için tercih etmeseniz bile bi görün derim.

Gece hayatına geleyim.. O yorgunluk üzerine gece kulübe gidip tepinemedim.. Yaşlanıyorum sanırım. İkinci akşam yemek sonrası çıktık James Dean Bar'a gittik. İki saat kadar kaldık ben sıkıldım başka yere geçelim dedim, Tansu ve Deniz ile çıktık diğerleri kaldı. Otele mi dönelim başka bir yeremi gidelim diye karar veremedik hadi otele gidelim dedim. Otele döndük.. Lobbyde hem laflarken son kalan kronlarımızı harcayalım casinoya gidelim fikri çıktı. gittik az kayıpla kumarda oynadım.

Sabah kahvaltı sonrasında, Segway turumuz vardı. Tüm şehri segway ile dolaştık.  2 saatte bitti daha önce Antalya'da otelde kullanmış olmanın faydası ile hiç çarpmadan turu bitirdik.

Son gün öğlen yemeğini İtalyan Restaurantı Kogo Ristorante Havelska'da yedik. Somon can'dir diyorum.. Tiramisu sevenler derneği kuracağım. İtalyan yemeklerini asla geri çevirmem...!


Unutmadan Karlovy Vary'de granat taşı Prag şehir merkezine göre biraz daha uygun fiyatta. Ben üç tane gümüş üzerine monte edilmiş taşlardan tasarlanmış kolye ucu aldım. Mağaza sahibi Türk :)

Ahmet YAZICI ve ortağı Mehmet GÜLER

BADE
Stara Louka 46
360 01 Karlovy Vary
Tel : +420 353 997 037
Mob : +420 776 441 061
E-Mail : m_guler61@hotmail.com


Kısa bir seyahat bile olsa tadı damakta kalanlardan oldu Prag... Tekrar geleceğim dedim...

Adresler ve fotoğrafları da ekleyelim.

Mlynec Restaurant
Novoneho Lavka 9 11000 Prague
Tel: +420 277 000 777
Web : www.mlynec.cz

Ambiente Restaurante Brasileiro
Na Prikope 22
Tel: +420 221 451 200

Krcma U Pavouka
Celetna 595/17 Prague
Tel: +420 224 829 110

Kogo Ristorante Havelska
Havelska 499/27
Tel: +420 224 210 259

James Dean Prague
V Kolkovne 922/1 Prague
Tel : +420 606 979 797




38.000 feet'te doğum günü kutlamasını da biliriz... 

St. Vitus Katedrali 


Karlovy Vary

 Karl Köprüsü
Dans Eden Ev 

Gece Old Town


Karl Köprüsü 

Selfie çekmek onun işi 

Deniz eksik diyecektim ama arkada kendine fotoğraf çekiyor

3'ü gülerken 1'i ciddi 

Mylnec'te Tatlı

Çakma Kağıt Helva 

Segway Turu'na çıkmadan 

 Instagram'da paylaşmıştım... Artık Gerisini yayalar düşünsün...


 

17 Kasım 2015 Salı

Sabrım Yok!


"Artık bazı şeyler için sabrım yok. Ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden yada üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için.

Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere, ve hangi türden olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok. Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim.

Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcamak istemiyorum. Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların, ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum. Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok.

Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum. Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum. Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir dünyaya inanıyorum, bu nedenle, katı ve toleransı olmayan insanlardan kaçınıyorum.

Arkadaşlıkta sadakatsizlikten ve ihanetten hoşlanmıyorum. Birisine nasıl iltifat edileceğini yada cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada olamıyorum. Abartılar beni sıkıyor ve hayvanları sevmeyenleri kabullenemiyorum. Ve herşeyin de üzerinde, sabrımı hak etmeyen hiç kimseye sabrım yok."

Jose Micard Teixeira

18 Temmuz 2015 Cumartesi

Gittim, Gördüm - Yine Barcelona


Gittiğim yerlere tekrar gitmek huyumdur :)

Şehri sevmişsem 10 kere de giderim. Bu sefer ki iş sebebi ile kısacık bir eğitim içindi.

Uçuş 08:35'te THY ile Atatürk Havalimanı'nda. 06:30'da buluşma yazıyor programda. Ben yoldayım Dilay beni arıyor. "Sadece iki kişi gelmedi bil bakalım biri kim?" bastım kahkahayı "TABİ Kİ BİRİ BENİM"....

Babam ve annem beni alana bırakıyorlar. Kontrollerden geçip ekibin yanına gidiyorum. Check-in işlemleri yapılmış biz sadece bavulları vereceğiz. Kızlara sordum "Exit ile değiştirelim mi koltukları size uyar mı?" diye olur dediler. Görevliye "müsaitse exit lütfen" dedim. Cevap "Maalesef exit koltuğumuz yok" dedi. Sinirrrr! Free shopta dolaştık gazeteleri aldık uçağa gideceğiz.. Kapıyı öyle bi yere koymuşlar ki önünden 3 kez geçtik bulamadık. Biz kör değiliz. Kattiiiyen değiliz :)  onlar kapıyı görülmeyecek yere koymuşlar :)))

Körükte "Ama ben Businneesssııımmm" diye böğüren ablayı taklit edip kopuyoruz ve uçaktayız.. Uçak görünümlü Buzhaneee! üstten bildiğin soğuk buhar üfletiyor kaptan. Şallarımıza sarılıp oturduk koltuklara ama sığamadım tabi ben. Kızlara da söyledim "exit varsa müsait, satarım affetmem 3,5 saat böyle gidemem ben" dedim. Hostes ablama "yaa müsait exit olursa noluuurr haber verin" diye en cici en tatlı halimle rica ettim. uçak kalkacakken kız geldi bizi orta bölümde en önde 3'lü koltuğa aldı. iki arka sırada ki 3 kişi "aaa orası boş muydu?" dediği anda ben 32 diş "artık diiilll :)" dedim. (çok masum bir ifadeyle....)

Ayaklarımı uzata uzata, yayıla yayıla film izledim. Anam beni balla yıkamış..

Kıssadan hisse Barcelona'dayız... Pasaport kuyruğu inanılır gibi değil..! 1saat bekledik. Ekip buluşma noktasında buluşup kısacık şehir turu Montjuic Tepesine gidiyoruz.. Sonra öğle yemeği için La Consentida' ya..

Yemek sonrası otele transfer. Odalara bavulları atıp üzerimizi değiştirip kendimizi sokağa atıyoruz. Catalunya Meydanı, La Rambles Caddesi'nde gezip biraz hediyelik eşya 2-3 mağaza dolaşıp alış veriş yapıyoruz. 15-20 dk.'lık bi kahve molası sonra akşam yemeği için otele dönüyoruz. Hayır dönemiyoruz çünkü otelin sokağının köşesinde şehrin en büyük Zara mağazası var :)

Görmezden gelemeyiz.. Mümkün değil..

Yarım saatte altını üstüne getirip çıkıp otele gidiyoruz. Zaten 3 bina yanı. Elbisemi üstüme geçirip yan odaya geçiyorum. Dilay daha hazır değil. "Yahu zaten çok güzelsin çuval giysen yakışır" diyorum. Siyah bluzunu pantolonunda karar kılıyor nihayet aşağıdayız. Akşam yemeğimiz Barcelonata Restaurant'ta.

Daha önce geldiğimizde alt katında Makamaka Beach Burger'de yediğimiz burgerleri ve içtiğimiz mohitoları anlatıyordum ki arka Fırat'tan "Pınar Hn. siz daha önce geldiniz tabii acaba gitmediğiniz bilmediğiniz yer kaldı mı?" sorusu gelince sustum...

Restaurantta akvaryumun içinde ki ıstakozları görünce gözlerimde kalpler olduğuna eminim.. Masamıza geçiyoruz. En köşeyi seçip kimseye bulaşmayalım dedik.

Ben, Dilay,Seda böyle iyiyiz biz..

Deniz mahsulleri severim. Hem de çok.. Orda hepsi yenir.. Karides, kalamar ve somona doydum.

Gece yarısı olmadan otele geldik sonra çıkacağız :)
Millet yorulmuş herkes uyumaya gitti ama ben uyumam Dilay'ı da uyutmam. Gerekli izinleri aldık tabikiii..

Opium'a gidiyoruz ama trafik burada da var. Dj kabinin olduğu alan çok çok kalabalık diğer bölümler nispeten daha sakin. Perşembe olmasının sebebi dedik. Cuma/Cumartesi adım atmaya yer olmaz.

Hacı yatmaz gibi 06:30'da kalktım ben Dilay'ın da erken uyandığını bilsem hadi denize gidelim derdim.. Otel deniz ile taksiye 10dk.sürmüyor. Tek üzüldüğüm bu oldu.

Serbest zaman o kadar kısıtlıydı ki.. :(

Otobüs ile PortAventura'ya gidiyoruz. Eğitim Şart.. 1-1,5 saat sürer diye tahmin ettik ama hepimiz uyuyakalmışız. Kaç saat sürdü bilmiyorum. Apar topar öğlen yemeği sonra eğitime başladık.

Bizimle ilgilenen hostesimiz Melanie.. Türkçe anlıyor çok azda olsa konuşuyor. Çünkü Melani Kubilay Turkyılmaz'ın kızı :) çok çok tatlıydı

Ekipte kimsenin Kubilay Türkyılmaz'ı tanımaması çok garibime gitti. Adam GS'de top oynadı ayol 2yıl..!

Söyleniyordum yorulduk filan diye ama hepsi Chris Brow'u görünceye kadar... Bir adama takım elbise bu kadar mı yakışır? Vuruldum.. Tam çocuk yapılacak adam..! mini amfide "would you marry me?" diye bağırasım geldi. kızlara "size enişte yapiiim bunu ben" dedim.

Mola ver tekrar eğitim, pistte test sürüşü, ordan tekrar otele.. koşturmaca içinde o caniiimmm roller coastera bile binemedik yaa aahh ahhh... Otelin dibinde koskocaman park var 2saat izin yok. Haybinşirin..!

Olurda eğer Barcelona'ya bir daha gelirsem (-ki geleceğim) bir günü sadece buraya gelmek için harcayacağım.. Fırsat yaratın ve gelin şiddetle tavsiyem olur..

Molalarda bol bol dondurma yedik ve koltuklarda yattık. Akşam yemeği öncesinde sadece "15 dk." havuza girebildik. Chris beni bekliyor oyalanmamam lazım :)

Sahneyi en güzel gören masaya geçtim adamı izliyorum. Sabaha kadar izlerim. Bıkmam..Böyle bi enerji yok. Şarkı söylüyor, dans ediyor, eğleniyor eğlendiriyor...

Fotoğrafını enişteme yollayıp sana bacanak yapıyorum dedim :)))

Ertesi sabah yine eğitimdeyiz.. Yeni makyajlı İbiza çok çok şahane olmuş. Şehir trafiğinde de kullandık. Dilay ve Seda hiç zorlamaya gerek yok dediler arka koltuğa kuruldular. Burak boy uzunluğu sebebi ile co-pilot olarak öne oturdu, arabalar manuel olunca şoför Nebahat olarak ben kullandım :)

Öğle yemeği için Lumine Restaurant'a geçtik yemek sonrasında da eve dönüş için havalimanına..

Kısacık Barcelona gezisi yorucu, bol kahkahalı ve eğlenceli oldu.

Uzanmışız çimlere.. 
(Yaşasın selfie çıbııııı)

 
 
 
 
Ülkede ne olmuş ne bitmiş haberdar olalım
 
Eğitim şart
 
15 dk.da saç ıslanmaz
 
Böyle iyiydik biz
 
 
çok severiz birbirimizi...
 
Akşam notları
 
Tabi ki..!
 
 

30 Mayıs 2015 Cumartesi

Gittim Gördüm - Safranbolu


Günübirlik Safranbolu'yu gezdik ailecek. Annem, babam ve halam ile... Biraz yorucu oluyor dönerken..

Sabah 05:00'te yola çıktık. Büyükçekmece'den Safranbolu 465 km. Yaşlılarla yolculuk zor azizim. Susmuyorlar :) sürekli bir konu var konuşacakları.

Babam eski usul de halen. "Haritamız yok nasıl gideceğiz biliyor musun yolu, çıkışları kaçırma, Ankara'ya götürme bizi " dedi. Baba artık harita tarih oldu navigasyon ve akıllı telefon var adresi yazıyorsun o sana yolu tarif ediyor" dedim. :)

Yolda Berceste'de birer çay içip mola verdik. Sonra yakıt alıp yola devam ettik. 3 saat 50 dk. da Safranbolu'ya geldik.

Gezip göreceğimiz yerleri, önce merkeze uzak yerlere gidip sonra eski çarşıda dolaşarak vakit geçirecek şekilde planladım.

Turist gruplarının yoğunluğuna uğramak istemiyorsanız Kristal Teras'a erken saatte gidin diyebilirim.

Safranbolu' da,

Görün,

  • Krsital Teras (Cam Teras),
  • İnce Su Kemerleri ve Tokatlı Kanyonu
  • Yörük Köyü (asla görmeden dönmeyin)
  • Hükümet Konağı
  • Saat Kulesi,
  • Cinci Han,
  • Hıdırlık Tepesi
  • Eski Çarşı

Yiyin / İçin

  • Yörük Sofrası / Gözleme
  • Bağlar Gazozu
  • Safran Çayı (Hıdırlık Tepesi)
  • Lokum /(İmren ve Safran Tat)
  • Safranbolu Simidi
  • Kadıoğlu'nda Sac Kavurma ve Pide
  • Arasta Çarşısı'nda Boncuk Kahvesi'nde Kahve (sunum çok güzel, dut şerbeti, lokum ve damla sakızı su ile ikram ediliyor mutlaka uğrayın)

Arasta Çarşısında ki dükkanlarda el emeği çok güzel ürünler satılıyor. Ben Derin'ime ve Melis'ime şile bezinden yapılmış ve işlenmiş birer elbise aldım. Annemde bizim ufaklıklara isimlerinin yazılı olduğu bileklik aldı.

Annem ve halam çok mutlu döndüler İstanbul'a.. Babam zaten dolaşmadı pek bizimle onu bir kahvede oturtup biz dolaştık. Sac kavurmayı yeyince onun keyfide yerine geldi.. Onların keyifli olması benim tüm yorgunluğumu aldı götürdü.

Annem ve Halam karar verdiler birde Edirne'ye götürecekmişim :)


Babam poz verip kaçanlardan.. Aşağısı biraz ürkütücü geldi :) 

Cam olan zeminin sallanması umurumuzda değil.. 

Yeşile doydum

Babam "evi alıp burada yaşarım" diyor

Kapı önü muhabbeti için yerler hazır 

Yörük sofrasında mutlaka gözleme ve baklava yiyin 

Hıdırlık tepesinden görünüm 

Meşhur safran çayı 
(Safranın 1gr. 25-TL'ymiş)

Arasta Çarşısı Boncuk Kahve

Arasta Çarşısı

Bi hayırlı olsununuzu alırım..
(Herkeşe benden çaaayyyy)
 
 

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Gittim, Gördüm - Munih ve Viyana


Leyleği havada gördüğümde babama söylemiştim. Bu yıl gezerim ben diye, o da "ev de durduğun mu var zaten?" demişti :)

Arkadaşım toplantı sebebi ile Münih'e gidecekti. "Biletini al gel nasılsa vizen var" dedi. Hiç ikiletmedim.. Rezervasyonları yapıp biletleme işlemlerini tamamladım 21 Nisan'da akşam üzeri Münih havalimanındayım.

Almanlar kesinlikle Türk'lere karşı farklı davranıyorlar...! Sormadığı sor kalmadı, Niye geldin, kaç gün kalacaksın, nerde kalacaksın, otele nasıl gideceksin, dönüş biletin nerde, buradan neden başka ülkeye geçiyorsun, neyle gideceksin, Viyana'da nasıl kalacaksın, vizen neden Yunan vizesi, giriş çıkışında ki damga silik olmuş... Problem çıkartmak için sormadığı kalmadı. Pasaport kontrolünden çıktığımda benim bavulum haricinde dönen sadece 2 bavul vardı.

Çıktım taksici Türk :) Sinem'i aradım ben taksiye biniyorum diye "taksiciyi ver oteli tarif edeyim" dedi. Sorun yok Türk zaten Ahmet getirecek beni" dedim. Kahkahayı bastı "Burada da Türk bulmuşsun hemen iyi hadi gel" dedi.

Yol boyu konuştuk. Ahmet, "abla burada hep böyle bizim yaşadığımız zorlukları anlatsak kimse inanmıyor" dedi. Hak verdim çocuğa...

Bavyera bölgesi biraz daha gelir düzeyi yüksek olanların yaşadığı bölgeymiş. Arabaların çoğu BMW ve Audi. Sonra VW geliyor. Milliyetçi memleket :)

Her taraf yemyeşil. Evler Legolardan yapılan evler gibi kocaman çatılar, büyük veranda ve bahçeli. Yollar düzgün, herkes kurallara uyuyor.

Otele gidip odaya eşyaları bıraktım. Yandex Pin iş başında. Sinem bana arkadaşları ile gideceği yerin adresini söylemişti. Haritam da gördüm çok kolay yerde. Kapıyı açıp içeri girdim baktım masa da oturuyorlar. Kaybolmadan gelmeme şaşırdılar tabi..

Kısa bir süre oturduk sonra hem benim söylediklerimi hem de onların söylediklerini Sinem tercüme etti. (Almanca mı öğrensem acaba? diyorum, sonra kendi kendime ulan yıllardır İngilizce öğrenemedin ne Almancası diyorum :))

Otele yürüyüp üzerimizi değiştirdik veeeee Münih merkeze gidiyoruz..

Bayern Münih maçı olduğu için sokaklar kalabalık biraz dolaşıp yemek yiyelim dedik ama her yer tıklım tıklım. Hard Rock Cafe de yiyelim dedik. Bira sudan ucuz diyorlardı inanmıyordum. Gerçekten ucuz :)

Yarın gelip şuraya gidelim buraya gidelim planı yapıp otele uyumaya gittik. Sinem yine toplantıya gidecek öğlen çıkacaktı.

Ben uyandığımda eşyaları topladım bavulları lobbye atıp kahvaltı salonunda soluğu aldım :)  Alman ekmekleri ve nutelllllaaaaa yayıla yayıla kahvaltı keyfi yaptım bahçede. Öğlen sinem geldi Allianz Arenayı görmeden şehir merkezine gitmeyelim dedik. "Abii adamlar yapmış" diyoruz ya kesinlikle yapmışlar. Tribün girişleri yolları otoparkları o kadar düzenli ki. Bizim olimpiyat stadından BJK maçı sonrası çıkışımız aklıma geldi. Kabuuusss gibiydi.

Munih'te,

  • Görün,
  • Marienplatz
  • Viktualienmarkt
  • New Town Hall (Neus Rathaus)
  • Allianz Arena
  • Hard Rock Cafe
  • İngiliz Bahçesi
  • BMW Müzesi (ben gitmedim zaman kısıtlılığı sebebi ile)
Özellikle bira ve pretzellerin tadına bakmadan dönmeyin.


Tren ile Viyana'ya gideceğiz. Aktarmaları ve saati kontrol etmedik ama en önemlisi biletleri almadık. Siz siz olun rahat davranmayın. Aynı gün alınan biletler için çok daha fazla ücret ödüyorsunuz. 1 kere mi geleceğiz dedik zaten yapacak bir şey yok moral bozmaya ise hiç gerek yok. Ücretini ödedik tren saatini bekliyoruz. Yaşasın selfie çıbııııı deyip bol bol fotoğraf çektik. Geyik yaparken VW araçların tren ile nasıl gittiğini gördüm "aaaaa limana gidiyor bu arabalar" dedim. Ne uzunmuş tren geç geç bitmedi vagon vagon min. 300-400 araç vardı sanırım.

Trenimiz geldi bindik. Bavullarımızı düşmeyecek bir biçimde yerleştirdik ikili koltuklara geçtik. Her durak bilgisi ve varış saati yazıyor ekranlarda. 2saat sürüyor neredeyse. Masalı dörtlü bir koltuk boşalınca hemen oraya geçtik. Biz zaten yolluklarımızı hazırlamıştık. Salzburg'a kadar Jägermeister'larımızla gıybetin dibine vurduk :)

Tren yolculuğu yapacaksanız mutlaka gündüz yapın etrafı seyrede seyrede gidin. Yeşilin her rengini görebilirsiniz. Evler lego evleri gibi çatıları kocaman verandaları müthiş. İmrenmedim değil :) 

Salzburg'ta tren değiştireceğiz. Hat numaralarını kontrol ettik 20-25 dk varken istasyonda ki hediyelik dükkanlara baktık ama her şey çok pahalı bir magnet 5€! dursun bir de kalsın dedim. Bizi Viyana'ya götürecek trenimizi beklemek için üst katta çıktık banklarda oturup trenin gelmesini bekliyoruz. Uzun bir istasyon biz en uçtayız tren gelip daha ileride hatta çok çok daha ileride durunca bavullarla koşmaya başladık :)

Trene bavullar ile birlikte kendimizi attık. Hemen hareket etti tren. Almanya trenine göre Avusturya trenleri daha konforlu ve en önemlisi Wifi var..! Bulunmaz bir nimet benim gibi internetsiz yapamayanlar için.

Tam yayıldık Sinem "Piiinn keşke kahve alaydık laaa" dedi. Cümlesi bitince bir fokurtu sesi ile Nespresso makinesi ile görevli geldi. Bizim mutluluk tarif edilemez.. Adama çok çok teşekkür ettik. Bize acımış olacak ki "makineyi vagonun sonuna bırakıyorum isterseniz yine alırsınız" dedi.

Hızlı tren 225km/h ile limitleri zorladı 2,5 saat kadar da Viyana'ya yolculuğumuz sürdü. Metin amca bizi istasyondan aldı eve gittik. Zennur teyzem  uyumamış bizi beklemiş :) yol yorgunu değiliz laf lafı açtı 3gibi uyuduk. Sabah'ta erkenden uyandık. Özge ve Masal geldi kahvaltı yaptık birlikte. Hasret giderdiler teyze yeğen. Ben Derin'i görmeden yapamam nasıl dayanıyorsun dedim Sinem'e. Çok zor oluyor işte dedi :(

Viyana muhtarı Özge kültür turunu hazırlamış. Şuraya gideceğiz, buraya gideceğiz şunu yapacağız. Hazırlanıp evden çıktık. Ubahn ile başlayacağımız noktaya gittik. Parklar, yollar çok ama çok düzenli. Yaşam kuralları da öyle. Kırmızı ışıkta yaya olsan bile geçemezsin 50€ cezası var. bisiklet yolundan yürüyemezsin bir bisikletli çarparsa suçlu sensin onunda cezası var..

Dolu dolu, bol kahkahalı 4 gün geçirdim. İyi ki de gitmişim. Dostum/kardeşim Sinem iyi ki gel demiş. Ne kadar teşekkür etsem az olur.

Viyana'da

Görün,

  • Stephansdom
  • Graben
  • Wiener Ringstrasse
  • Donauturm
  • Prater
  • Schweizerhaus
  • Kahlenberg
  • Hundertwasser Haus
  • Heldenplatz
  • Cafe Central
  • Schloss Schönbrunn
  • Riesenrad
  • Belvedere
  • Demel K.&K. Hofzuckerbacker

Yiyin
  • Figlmüller - Schnitzel
  • Schweizerhaus - Bira
  • 1516 The Brewing Company - Bira
  • Eis - Greissler - Dondurma (1.Sırada)
  • Zanoni & Zanoni - Dondurma (2.Sırada)
  • Cafe Central - Sachertorte + Melange (çeşit çeşit minik pastalardan tadın)
  • Restaurant Donauturm - Marillenkugel
  • Zum Scwarzen Kameel - Gulasch
Yine de gidemediğim yerler kaldı. Fırsat olurda tekrar gidebilirsek onları da detaylı olarak yazarım.


Fotoğrafları da ekleyelim bu yazıyı da tamamlayalım..

Ford Ka'mız ile yollar bizim.. 

Viktualenmarkt'ta "herkes mi bira içer?" dedim 

Marienplatz

A.Fitch hep en sevdiğim mağaza olmuştur :) 
Alex ve Maxi çok şekerlerdi.

 Sarı Tren, gelir geldi gidiyor gitti...
Yavrum şu arkadan gelen tren mi? Bizi ezer gider mi?

Trenimizi beklerken eğlenmeyi sizden öğrenecek değiliz..

O son Jagermeister'leri içmeyecektik. 

Salzburg'ta Viyana trenini beklerken..

Hiç uykum gelmedi ki benim

Hundertwasserhaus

Naschmarkt...   (Aperol Prosecco candır)

Özge ile Yeşili sev doğayı koru isimli çalışmamız

Parklar şahane.. Tertemiz.. 

Yaşasın selfie çıbıııı

Hiç tırsmam.. Aksine çok severim.. 

1516 The Brewing Company
(Tartışmasız biraları çok çok iyi)

Cafe Central.. Piyano eşliğinde ister yemeğinizi, isterseniz tatlınızı yiyebilirsiniz

Evin yakınında ki köprüden manzara

Minnoşum Masal'ım... (Gözlere bir maşallahınızı alırız)